CHP İç Yönetmeliği’ne göre, Türkiye Büyük Millet Meclisi CHP Grubu üyelerine yapılacak grup başkanlığı seçimi için en az üç gün önceden toplantı gündeminin belirtilmesi ve bu davetin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerekmektedir.
Ancak, iddialara göre Manisa Milletvekili Özgür Özel’in grup başkanlığı seçimi sürecinde bu kurallara riayet edilmediği öne sürülmektedir. TBMM CHP Grubu’na toplantı çağrısının bir gün önceden yapıldığı, gündemin ise önceden açık ve uygun bir şekilde bildirilmediği, seçimin de adeta bir oldu bittiyle gerçekleştirildiği belirtilmektedir.
Bu iddiaların doğruluğu söz konusuysa, durum sadece bir siyasi tartışma değil, aynı zamanda bir usul ve meşruiyet meselesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Demokratik yapıların işleyişinde, sonuçların yanı sıra yöntemlerin de hukuka uygun olması zorunludur. Kurallar, tüm katılımcılar için bağlayıcıdır. Kurallara uyulmadan yapılan bir seçim, hangi çoğunlukla gerçekleşirse gerçekleşsin, meşruiyet tartışmalarını kaçınılmaz hale getirir.
Siyasette sıkça vurgulanan “hukukun üstünlüğü” ilkesi, yalnızca rakipler için değil, bireyin kendi siyasi faaliyetleri için de geçerli olmalıdır. İç yönetmelikte açıkça belirtilen çağrı ve bildirim şartlarının ihlali durumunda, gerçekleştirilen seçimin hukuki dayanağı ciddi şekilde sorgulanabilir hale gelir.
Kamuoyunun merak ettiği soru ise oldukça nettir:
CHP İç Yönetmeliği’nde öngörülen üç günlük çağrı süresine uyulmuş mudur? Grup üyelerine gündem önceden ve usulüne uygun bir şekilde bildirilmiş midir?
Eğer bu sorulara açık ve belgeli bir şekilde “evet” yanıtı verilemiyorsa, söz konusu grup başkanlığı seçiminin meşruiyeti ve hukuki geçerliliği tartışma konusu olmaya devam edecektir.
Hukuk, kişilere göre eğilip bükülemez. Parti içi demokrasi, ancak kurallara tam olarak uyulduğu sürece anlam kazanır. Aksi takdirde, ortaya çıkan durum demokratik bir seçimden ziyade, önceden planlanmış bir oldu bitti operasyonunu andırır.

Yorumlar kapalı.