Mustafa Bozbey, Bursa’ya yeni bir yönetim anlayışı getireceği vaadiyle göreve başlamıştı. Ancak süre içinde daha çok tartışmalar gündeme geldi. Bugün itibarıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi, Sayıştay raporlarından meclis kürsüsüne taşınan iddialara kadar pek çok konuyla manşetlerde yer alıyor.
Gündemdeki son gelişme, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın meclisteki açıklamalarıyla öne çıktı. Biba, Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Tüm-Bel-Sen arasında imzalanan toplu sözleşmenin hukuka aykırı olduğunu ifade etti. Bu durumun 2024, 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan süreçte yaklaşık 300 milyon liraya kadar çıkabilecek bir kamu zararı riski taşıdığını belirtti.
Bu değerlendirmelerin, herhangi bir siyasi tartışmanın sonucu olmadığını; aksine Sayıştay raporlarından elde edilen tespitlere dayandığını vurgulamak önem taşıyor.
Şahin Biba’nın, “Ben buna müsaade edemem. Eğer bu ödeme yapılsaydı zimmet bana değil, sözleşmeyi yapan Mustafa Bozbey’e çıkacaktı” açıklaması, konunun ne denli ciddi olduğunu gözler önüne seriyor.
Bu noktada, Bursalıların sorması gereken temel soru ise oldukça basit:
Eğer yüz milyonlarca lirayı bulan bir kamu zararı riski söz konusuysa, bunun hesabını kim verecek?
Ancak tartışmalar bununla sınırlı kalmadı.
Dün gerçekleştirilen Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında, AK Parti Meclis Üyesi Osman Şahin’in gündeme getirdiği iddialar da Bursa siyasetinin yeni tartışma konuları arasında yer aldı.
Osman Şahin, 2024 yılında Mustafa Bozbey’in makam odası için 45 milyon TL’lik tadilat yapıldığını ve görev süresi boyunca 14 milyon TL değerinde VIP araç siparişi verildiğini ileri sürdü.
Eğer bu iddialar doğruysa, Bursa’nın kaynaklarının nerelere harcandığı sorusu daha da fazla önem kazanıyor.
Bu noktada dikkat çeken bir diğer gelişme ise, CHP Grup Sözcüsü Yücel Akbulut’un verdiği yanıttı.
Akbulut, “Bizim başkanın makam odasına yapılan tadilattan nereden haberimiz olsun?” ifadelerini kullandı.
Burada aslında ana sorun ortaya çıkıyor.
Bir belediyede milyonlarca liralık harcamalar söz konusu iken, kamuoyuna yansıyan bu kadar ciddi iddiaların bulunduğu bir ortamda, belediyeyi yönetenlerin veya onları savunanların “haberimiz yok” şeklindeki ifadeleri Bursalıları tatmin etmiyor. Aksine, bu durum herkesi şaşkınlık ve endişeye sürüklüyor.
Çünkü vatandaşın beklentisi, mazeretler değil, somut açıklamalardır.
Bu aşamada CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’ın tutumu da eleştirilere maruz kalıyor.
Bursa Büyükşehir Belediyesi hakkında bu denli ciddi tartışmalar yaşanırken, kamuoyunun beklentisi il başkanlığının bu konulara açıklık getirmesiydi. Ancak Nihat Yeşiltaş’ın önceliklerinin Bursa’nın gündeminde olan meseleler olmadığı anlaşılıyor.
Bozbey yönetimine yönelik eleştirilerin arttığı, Sayıştay raporlarının gündemde olduğu ve belediyedeki harcamaların sorgulandığı bir ortamda Yeşiltaş’ın hâlâ siyasi sloganlarla ve sözde direniş söylemleriyle gündem oluşturmaya çalışması dikkat çekiyor.
Üstelik kamuoyunda hem Bozbey hem de CHP yönetimiyle ilgili birçok konuya net bir yanıt verilmeden, tüm enerjinin siyasi hesaplaşmalara harcanması eleştirileri daha da artırıyor.
Bursa’nın şu anki ihtiyacı yeni sloganlar değil.
Bursa’nın ihtiyacı, belediyenin mali durumu hakkında net bilgiler almaktır.
Bursa’nın ihtiyacı, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını öğrenmektir.
Bursa’nın ihtiyacı, ortaya atılan iddialara yanıt bulmaktır.
Çünkü vatandaş artık sadece tartışmalar değil, somut cevaplar görmek istiyor.
Vatandaş, hesaba çekmeye hazır bir yönetim görmek istiyor.
Ve hala cevap bekleyen sorular ortada duruyor:
Sayıştay’ın tespitleri yanlış mı?
300 milyon liraya ulaşabileceği iddia edilen kamu zararı gerçek dışı mı?
45 milyon liralık makam odası tadilatı yapıldı mı?
14 milyon liralık VIP araç siparişi verildi mi?
Bursalıların beklentisi oldukça açık:
Tartışma değil, yanıt.
Slogan değil, açıklama.
Savunma değil, şeffaflık.

Yorumlar kapalı.