USD49,52
%0.11
EURO55,66
%0.03
BIST11.721,72
%-2.89
GR. ALTIN6.628,06
%-0.1
BTC0,000000
%0
İstanbul
Ankara
İzmir
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkâri
Hatay
Iğdır
Isparta
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
  1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. KOBİ’lerde Verimlilik Açığı Ekonomiyi Tehdit Ediyor

KOBİ’lerde Verimlilik Açığı Ekonomiyi Tehdit Ediyor

KOBİ’lerde Verimlilik Açığı Ekonomiyi Tehdit Ediyor
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İSTANBUL (Gazete Bursa) – Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki hayati rolü ve karşılaştıkları zorluklar hakkında görüşlerini paylaştı. Sönmez, KOBİ’lerdeki verimlilik açığının kapatılmadığı takdirde yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşmeyeceğini vurguladı. Yeni dönemde ölçek büyütme ve katma değer artışının öncelikli hedefler arasında yer alması gerektiğini ifade etti.

“Çok iş, az değer üretiyoruz”

Türkiye’deki KOBİ’lerin dünya ortalamasının üzerinde bir ağırlığa sahip olduğunu belirten Sönmez, “KOBİ’ler, dünya genelindeki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken, istihdamın %67’sini sağlamaktadır. Ancak küresel hasılanın yalnızca yarısını üretebiliyorlar. Türkiye özelinde baktığımızda, %99,6 işletme sayısı ve %68,5 istihdam oranıyla dünya ortalamasının üzerindeyiz. Ancak katma değer üretme konusunda %41,2 ile küresel ortalamanın altında kalıyoruz. Dolayısıyla sormamız gereken soru, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu?’ olmalıdır. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi ortaya koyuyor. İhracatta da benzeri bir durum söz konusu. Toplam ihracatın sadece %29,6’sı KOBİ’lerden gelmektedir. Son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi ve dolayısıyla ülke ekonomisini olumsuz etkiliyor” dedi.

“Asıl açık verimlilikte”

Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayısının yüksek olması Türk ekonomisinin bir gücüdür; ancak bu çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel tedarik zincirlerine entegre olmuş büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat daha fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Mikro ölçekte çalışan başına katma değer 175 bin TL iken, orta ölçekli firmalarda bu rakam 969 bin TL’ye, yani 5,5 katına çıkıyor. Bu durum, dinamik ve kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunun yaşanmasına neden oluyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenleri arasında kayıt dışılığın devam etmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği sayılabilir. Birçok KOBİ, finansal sistemde ‘riskli’ kategorisinde değerlendiriliyor. Kurumsallaşma eksikliği, hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi kısıtlıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ hale getiriyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu, işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” açıklamasında bulundu.

“Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil”

Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve dolayısıyla verimliliği olumsuz etkilediğini söyleyen Sönmez şunları kaydetti: “Politika faizi %37 seviyesinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 arasında değişiyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematiksel olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da, kullanılabilir durumda değil. Vadelerin 36 ayda kalması nedeniyle, yatırım yerine günü kurtarmak amacıyla kullanılıyor. Ayrıca teminat sorunları da mevcut. Siparişe, ihracat potansiyeline ve düzenli fatura akışına dayanan KOBİ’ler, bilançosu daha güçlü olan büyük şirketler kadar avantajlı olamadıkları için sistemin dışında kalıyor. Bu durumun sonuçlarını konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayısında görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yıllarca süren üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü kaybolmuş oluyor.”

“Para tek başına yeterli değil”

KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını ve yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının sadece %1 civarında olduğunu hatırlatan Sönmez, “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da, öncelik nakit akışını yönetmek olduğu için, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ olarak görülüyor. Bu ertelenme, rekabetçilik açığının büyümesine neden oluyor. Yapay zeka birçok işletmede deneme aşamasında kalırken, en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman konularında yaşanıyor. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmaya yetmiyor. Paranın, kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşmesi gerekiyor.” dedi.

Benzer bir durumun ihracat alanında da geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü günümüzde birçok işletme kaliteli ürün üretiyor, ancak pazar bilgisi, alıcı bağlantıları, sertifikasyon, lojistik veya finansmana erişim eksikliğinden dolayı ihracata başlayamıyor. Bu bağlamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun olarak tasarlanmasıdır. Ayrıca sipariş, fatura akışı ve ihracat performansına dayalı finansman modellerinin yanı sıra hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de sağlanmalıdır.” açıklamasında bulundu.

5 maddelik finansman reçetesi

KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafından atılan adımların doğru yönde olduğunu ancak yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş maddeden oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlk olarak, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmelidir. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmelidir. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği sağlanmalıdır. Dördüncüsü, makroekonomik öngörülebilirlik sağlanmalıdır. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını göz önünde bulunduran sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalıdır. Ek olarak, üyelerimizden kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde bir talep alıyoruz. İhracat yapan ve istihdam yaratan firmalar ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalıdır.” şeklinde konuştu.

“Kriz geçici olabilir, güven”

KOBİ’lerde Verimlilik Açığı Ekonomiyi Tehdit Ediyor
Yorum Yap

Yorumlar kapalı.

Giriş Yap

Bursa Tercüman ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!