Cumhurbaşkanı Erdoğan eserin takdim metnini yazdı:
Ayasofya-i Kebir Camii, çağ açıp çağ kapatan zaferin bir simgesi olarak öne çıkmaktadır.
Bu yapı, sadece bir ibadet yeri olmanın ötesinde; milletimizin tarih bilincinin, medeniyet iddiasının, inanç gücünün ve fetih ruhunun sembolü haline gelmiştir.
Sunulan eser, Ayasofya’nın yüzyıllara yayılan serüvenini, mimari estetiğini, manevi derinliğini ve medeniyet mirasını gelecek nesillere aktarma amacıyla hazırlanmıştır.
6. Yıla Özel
Demirören Yayınları, Ayasofya’nın yüzyıllar süren görkemiyle “Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi” isimli bir eser sunarak bu önemli dönümü taçlandırdı. Eser, gravür ve minyatürlerle zenginleştirilmiş görsel unsurlarıyla, caminin ibadete açılışının 6. yıl dönümünde sanatseverlerle buluşmak üzere hazırlanıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi” adlı koleksiyon özel eserinin takdimini kaleme aldı.
Bu eserde, Ayasofya’nın uzun süreli hikayesinin, mimari zarafetinin, manevi derinliğinin ve medeniyet mirasının gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor. Erdoğan, yazısında şu ifadeleri kullandı:
İstanbul’un fethiyle birlikte Ayasofya-i Kebir Camii, insanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından birine tanıklık eden mübarek bir yapı olarak yeni bir kimlik kazanmıştır. 29 Mayıs 1453’te Fatih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul’a girişiyle harabe bir halde olan bu eser, kısa sürede restore edilerek İslam’ın manevi sembolü haline gelmiştir. Fetih ile birlikte camiye dönüştürülen Ayasofya, zaferin simgesi ve medeniyetimizin en görkemli nişanelerinden biri olmuştur.
Tarihi Mesuliyet
Ayasofya-i Kebir Camii, yalnızca bir ibadet alanı değil; milletimizin tarih bilincinin, medeniyet iddiasının, inanç gücünün ve fetih ruhunun somut bir ifadesidir. Osmanlı sultanlarının vakfiyelerinde yer alan bakım ve koruma şartları, bu kutsal mirasa duyulan saygının en güçlü göstergelerindendir. Günümüzde de atalarımızdan devraldığımız bu değerli emaneti aynı titizlikle korumayı, yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı tarihi bir sorumluluk olarak görmekteyiz.
Gelecek Kuşaklara Aktaracak
Ayasofya-i Kebir Camii, İstanbul’un siluetinde tüm ihtişamıyla yükselmeye ve dünya kültür mirası içindeki özel yerini korumaya devam edecektir. Elinizdeki eser, Ayasofya’nın yüzyıllara yayılan öyküsünü, mimari zarafetini, manevi derinliğini ve medeniyet mirasını gelecek nesillere ulaştırmak amacıyla hazırlanmıştır.
Asli Hüviyetine Kavuştu
Asırlar boyunca ezan sesleriyle semayı dolduran Ayasofya-i Kebir Câmii, fetih ruhuna uygun olarak 24 Temmuz 2020’de millet iradesiyle yeniden asli kimliğine kavuşmuş bir kutsal yapı olarak, yalnızca bir ibadet mekanı değil, insanlığın ortak vicdanına ve kültürel hafızasına ışık tutmaya devam edecektir.

Tarihsel Yolculuk
Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Demirören’in sunuş yazısıyla zenginleşen eser, bilimsel kaynaklar, özgün fotoğraflar, tarihi gravürler ve kapsamlı arşiv belgeleri ile dikkat çekiyor. Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak hazırlanan bu özel eser, Ayasofya’nın Bizans döneminden Osmanlı’ya, Cumhuriyet döneminden günümüze uzanan tarihsel yolculuğunu mimari, sanat tarihi ve kültürel miras perspektifinden ele alıyor.
Nasıl Ayakta Kaldı?
Uzmanların katkılarıyla oluşturulan eser, Ayasofya’nın eşsiz mimarisi, kubbe yapısı, mozaikleri ve geçirdiği restorasyon süreçlerini detaylı bir şekilde inceliyor. Bu çalışmada, yüzyıllar boyunca şekillenen kültürel ve manevi birikimi de ele alınıyor.

6. Yıla Özel
Metinleri Yüksel Yücel tarafından kaleme alınan eserde, Fatih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul’un fethiyle Ayasofya’yı camiye dönüştürmesi ele alınıyor. Ayrıca, 24 Temmuz 2020’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yeniden ibadete açılması, yakın tarihin en önemli dönüm noktalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Koleksiyon eser, online satış platformları ve seçkin kitabevlerinin raflarında yerini aldı.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
İskenderun’da araç yangını paniğe neden oldu
Lastik değiştirirken devrilen römorkun altında kalıp öldü
Yorumlar kapalı.