BUSİAD Yüksek Danışma Kurulu, küresel ısınma, nükleer tehditler, artan savaşlar ve ekonomik belirsizlikler gibi kritik konularda önemli uyarılarda bulunarak Türkiye’nin üretim kapasitesini artırma ve toplumsal güveni güçlendirme çağrısında bulundu.
BURSA (Gazete Bursa) – Bursa Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD) Yüksek Danışma Kurulu, yayımladığı değerlendirme metninde dünya genelinde yaşanan önemli gelişmelere dikkat çekerek küresel risklerin ciddiyetine vurgu yaptı. Küresel ısınma, jeopolitik gerilimler ve nükleer silahların yeniden gündeme gelmesini “tehlikeli bir eşik” olarak nitelendiren açıklamada, savaş ahlakının zayıfladığı bir uluslararası ortamda insanlığın geleceğiyle ilgili endişeler dile getirildi.
Bildiride, “Kassandra Sendromu” benzetmesiyle, uyarılara gereken önemin verilmediği ifade edildi ve insanlığın kendi yok oluşuna zemin hazırlama riski olduğuna dikkat çekildi. BUSİAD, Türkiye’nin dış politika yaklaşımına da değinerek Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesini hatırlattı. Türkiye’nin çevresindeki krizlere karşı gösterdiği itidalli tutumun takdir edildiği belirtilirken, İran’a yönelik saldırılara karşı durulduğu ve bölgesel barışın önemine vurgu yapıldı.
Açıklamada, küresel çatışmaların uluslararası hukuk düzenine verdiği zararlar ve Batı ittifakı içindeki kırılmalar hakkında çeşitli değerlendirmeler yer aldı. BUSİAD, dünyanın yeniden “huzurlu ve korunmuş bir düzene” dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
“TÜRKİYE ÜRETİM ÜSSÜ OLABİLİR”
BUSİAD’ın Yüksek Danışma Kurulu Bildirisi’nde, Türkiye’nin jeoekonomik dönüşümde önemli fırsatlar yakalayabileceği ifade edildi. “Türkiye, konumu itibarıyla bir üretim üssü olmaya adaydır” şeklinde ifadeler kullanıldı. Ancak ekonomik kırılganlıklara da dikkat çekilerek, enflasyon, enerji maliyetleri ve hammadde fiyatlarının üretim üzerindeki etkileri dile getirildi. İş dünyasının beklentileri arasında, üreticilere finansmana erişim kolaylığı sağlanması, istihdam ve ihracatı destekleyen düzenlemelerin öncelikli olduğu ifade edildi.
Açıklamanın sonunda, iş dünyası açısından “güven, istikrar ve öngörülebilirlik” kavramlarının önemine dikkat çekildi. Toplumsal güvenin yalnızca adalete değil, tüm kurumsal yapıların ortak güvenine dayandığı ifade edildi.

Yorumlar kapalı.