CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen düzenlemeye dair dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Canpolat, kalıcı bir barışın yalnızca silahların susmasıyla sağlanamayacağını, bu sürecin hukukun üstünlüğü, adalet, demokrasi ve eşit yurttaşlık ilkeleriyle güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
ANKARA (Gazete Bursa) – Canpolat, güçlü bir devletin ve sürdürülebilir bir refah ortamının sadece ekonomik ya da askeri güçle elde edilemeyeceğinin altını çizerek, adalet, hukuk, demokrasi ve toplumsal barışın önemine değindi. Farklı kimlikler, kültürler, inançlar ve yaşam tarzlarının çatışma unsurları olarak değil, toplumsal zenginlikler olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin tarihsel olarak farklı kültür ve inançların bir arada yaşadığı bir ülke olduğunu belirten Canpolat, Türk, Kürt, Laz, Çerkes, Arap, Boşnak ve Gürcülerin yanı sıra Alevi, Sünni ve diğer toplumsal kesimlerin de aynı vatanın bir parçası olduğunu vurguladı.
Cumhuriyet’in vatandaşlık anlayışının köken, dil, mezhep, inanç veya yaşam tarzı ayrımı gözetmeksizin herkesin hukuk önünde eşit olmasını esas aldığını dile getiren Canpolat, “Eşit yurttaşlık, yalnızca anayasal bir ilke değil, aynı zamanda toplumsal güvenin, ortak aidiyet duygusunun ve güçlü bir demokrasinin temelidir” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.
“GERÇEK BARIŞ ADALET VE HUKUKLA MÜMKÜNDÜR”
Barış kavramının sadece çatışmaların sona ermesiyle sınırlı olmadığını kaydeden Canpolat, gerçek barışın hukuk devletinin güçlendirilmesi, insan haklarının korunması ve adaletin tarafsız bir şekilde işlemesi ile sağlanacağını belirtti. Barışın, çocukların güven içinde büyümesi, gençlerin gelecek kaygısının azalması, kadınların güvenli bir yaşam sürmesi ve emekçilerin hak ettikleri yaşam koşullarına ulaşması anlamına geldiğini ifade eden Canpolat, toplumsal huzurun ekonomik kalkınmanın temel şartlarından biri olduğunu da hatırlattı.
Çatışma ortamlarının yatırım ve üretimi olumsuz etkilediğini, beyin göçünü artırdığını dile getiren Canpolat, huzurlu bir ortamda bilim, eğitim, üretim ve yatırımın güçleneceğini öne sürdü.
“DEMOKRASİ YALNIZCA SEÇİMLERDEN İBARET DEĞİLDİR”
Demokrasinin yalnızca sandıkta oy kullanmakla sınırlı olmadığını belirten Canpolat, çoğulculuk, katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğünün demokratik düzenin temel unsurları olduğunu ifade etti.
Bağımsız basının çalışabildiği, yargının tarafsız olduğu ve kamu yönetiminin hesap verebilir olduğu toplumlarda vatandaşların devlete duyduğu güvenin artacağını söyleyen Canpolat, “Hukukun üstünlüğü; güçlü olanın değil, hakkın üstün tutulduğu bir düzeni ifade eder” dedi. Toplumsal dayanışmanın önemine de değinen Canpolat, farklılıkların ortadan kaldırılmasının değil, ortak yaşam kültürü içinde kabul edilmesinin esas olduğunu belirtti. “Kardeşlik; aynı düşünmek değil, farklı düşüncelere rağmen birlikte yaşayabilmektir” diyen Canpolat, toplumların gerçek zenginliğinin kültürel çeşitliliklerinden kaynaklandığını ifade etti.
Dünyadaki barış süreçlerine de değinen Canpolat, uzun süreli çatışmaların ardından kalıcı çözümlerin diyalog, karşılıklı güven ve demokratik uzlaşı yoluyla ortaya çıktığını savundu.
ATATÜRK’ÜN “YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” SÖZÜNÜ HATIRLATTI
Açıklamasının sonunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözünü hatırlatan Canpolat, bu anlayışın yalnızca dış politikaya ilişkin bir ilke olmadığını, aynı zamanda toplumsal huzur, hukuk devleti, demokratik yaşam, insan haklarına saygı ve ortak geleceği kapsayan bir vizyon olduğunu belirtti. Türkiye’nin en büyük gücünün genç nüfusu olduğunu ifade eden Canpolat, ülkenin geleceğinin demokratik değerler, toplumsal barış ve ortak yaşam iradesi temelinde şekillendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Yorumlar kapalı.