ABD’nin San Diego kentindeki “Türk Evi” (House of Türkiye), yurtdışında yaşayan Türkler için önemli bir sığınak işlevi görüyor. Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan bu mekânda, Türk kültürü ve geleneksel lezzetler sergileniyor. House of Türkiye Başkanı Fatih Ulupınar, kuruluşlarının 4. yıl dönümünü kutladıklarını ifade etti.
Ferit BİNZET / ABD (Gazete Bursa) – San Diego’nun Balboa Park’ında bulunan “Türk Evi”, yalnızca bir kültürel merkez olmanın ötesinde; özlem, aidiyet ve birlik duygusunu somut hâle getiren bir yuva konumunda.
Uzun bir çabanın ardından 29 Ağustos 2021’de kapılarını açan House of Türkiye, Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi olarak uluslararası “Evler” projesinin bir parçası haline geldi. Bu mekâna adım atan herkes, sadece bir ülkeyi değil, aynı zamanda derin bir geçmişi ve zengin bir kültürü keşfetme fırsatı buluyor.
GURBETTE BİR ARAYA GELEN KALPLER
San Diego’da yaşayan Türkler için burası yalnızca bir bina değil; özlemlerinin, kimliklerinin ve dayanışmalarının sembolü. Her etkinlikte Türkiye’nin sıcaklığı yeniden hissediliyor. Gönüllülerin katkılarıyla hayat bulan bu mekânda kültür, yalnızca anlatılmakla kalmıyor, aynı zamanda derinden yaşanıyor.
Türk halk oyunlarının coşkusu, müziğin sıcak melodileri, el sanatlarının zarafeti ve mutfağın eşsiz tatları… House of Türkiye’de düzenlenen etkinlikler, ziyaretçileri Anadolu’nun dört bir yanına götürüyor. Bir fincan demli çay, sıcak bir gözleme veya paylaşılan bir kahkaha; hepsi bu evde Türkiye’nin ruhunu yaşatıyor.
MİLYONLARCA İNSANA UZANAN BİR HİKÂYE
Her yıl milyonlarca ziyaretçiye kapılarını açan Balboa Park’taki bu özel mekân, Türkiye’nin kültürel mirasını dünya genelinden gelen insanlara tanıtıyor. Ziyaretçiler, buraya geldiklerinde sadece bilgi edinmekle kalmıyor; Türkiye’yi hissediyor, tanıyor ve çoğu zaman kalplerinde bir seyahat hayaliyle ayrılıyorlar.
“BU EV BİZİM” DİYENLERİN HİKÂYESİ
House of Türkiye Başkanı Fatih Ulupınar, bu anlamlı günün duygusunu şu sözlerle dile getirdi:
“Bugün bizim için çok özel bir gün. Hem Ramazan Bayramı’nı hem de Nevruz’u, ayrıca evimizin 4. yılını birlikte kutladık. Sevdiklerimizle bir araya geldik. Bu evin kurulması kolay olmadı; yıllarca çalıştık, sabrettik ve başardık. Şimdi burada Türkiye’yi anlatıyor ve yaşatıyoruz.”

Ulupınar’ın sözleri, bu yapının arkasındaki mücadele ve inancın güçlü bir ifadesi olarak yankılanıyor.
Gönüllülerden Berna Erten, bu çabanın içten yüzünü şu şekilde anlattı: “Bizler her hafta sonu ailelerimizle birlikte buradayız. Çocuklarımızla Türkiye’yi tanıtıyoruz. İnsanlar ülkemizi merak ediyor, sorular soruyor. Biz de elimizden geleni yaparak anlatıyoruz. Bu ev, bizim gururumuz.”

“BURASI SAN DIEGO’DAKİ TÜRKİYE”
Bir diğer gönüllü Dilek Kıncal, hislerini şu sözlerle ifade etti: “Burası bizim için San Diego’daki Türkiye. Özlemimizi burada gideriyoruz. Misafirlerimize geçmişimizi ve bugünkü kültürümüzü tanıtıyoruz. Adeta küçük bir turizm ofisi gibi çalışıyoruz. Ama en önemlisi, burada kendimizi evimizde hissediyoruz.”
Ailesinde bir Türk gelini olan İskoçyalı Thom Somes, duygularını şöyle dile getirdi:
“Burada olmak bizim için gerçekten çok özel bir deneyim. Ailemizde Türk kültürüyle güçlü bir bağlantı var. Oğlumuz, annesi İngiliz ve babası Türk olan biriyle evlendi. Yani gelinimiz yarı Türk. Bu vesileyle İstanbul’a ve Türkiye’ye gitme fırsatımız oldu, aile ziyaretleri gerçekleştirdik. Evimizde hem Türk bayrağı hem de İskoç bayrağı asılı. Çünkü gelinimiz aynı zamanda İskoç kökenli. Kendisi Birleşmiş Milletler’de çalıştı ve altı dil biliyor. Böyle güçlü ve kültürlerarası bir bağın parçası olmak bizim için büyük bir gurur. Ailemizde Türk kökeninin bulunması, Türkiye’ye olan sevgimizi daha da derinleştirdi. Artık bu bağ sadece ziyaretlerle sınırlı değil, tamamen aileden gelen bir sevgiye dönüştü. Hayvanlarla ilgili bir iş yapıyoruz ve İstanbul’da sokak hayvanlarına gösterilen ilgi bizi çok etkiledi. Bu yaklaşım, gerçekten kalplerimize dokunuyor. Türkiye, bizim için yalnızca bir ülke değil; aynı zamanda bir aile, bir duygu ve güçlü bir bağ demek.”

KÜLTÜRLER ARASINDA KURULAN SICAK BİR KÖPRÜ
House of Türkiye, yalnızca bir kültür evi olmanın ötesinde; farklı milletleri bir araya getiren, önyargıları yıkan ve dostluklar kuran sıcak bir köprü işlevi görüyor. Her ziyaretçiyle birlikte büyüyen bu hikâye, Türkiye’nin kalpten gelen sıcaklığını dünyaya taşımaya devam ediyor.
Ve belki de en önemlisi…
Bu ev, binlerce kilometre uzakta bile “memleket” duygusunun asla kaybolmadığını hatırlatıyor.

Yorumlar kapalı.